M e T a L i Z M

13/1/2007 - Slayer / Biyografi !...

Sanırım dünyaya gelmiş en hızlı gruplardan olan SLAYER'ın 21 yıl öncesine dayanan büyük bir geçmişi var... 1983 yılında HEAVY METAL olgusu en tutucu ve hızlı grupları ortaya çıkarırken, eski babalar da bundan etkilendiler. Fakat yeni grupların böyle bir kaygısı yoktu. O dönemde etkin olan GLAM akımın temsilcileriyle yeni gruplar arasında bir çekişme vardı. Yeniler GLAM'cilere "POZCU" lakabını takmışlardı. Ve GLAM'cileri çok ağır eleştirerek hayal aleminde olduklarını söylüyorlardı. Showlarında GLAM'cilere karşı hem görsel hem işitsel şiddeti yansıtıyorlardı. Toplumsal yaşamda her ikisinin ortak yönü, her iki grubun da alt sınıf sayılan kesimden olmalarıydı...

O dönemde SLAYER, METALLICA, EXODUS, METAL CHURCH, TESTAMENT gibi gruplar sessizce yerlerini aldılar. 83-84 yıllarında bu gruplar en baba klasiklerini ortaya çıkardılar ki kesinlikle şimdi olduğu gibi değil, tamammen taklitten uzaktılar ve bunların en hızlı ve en serti SLAYER'dı...

Tom ARAYA(Bas-Vokal)
Kerry KING (Gitar)
Jeff HANNEMAN (Gitar)
Dave LOMBARDO(Davul)

klasik SLAYER dörtlüsü olarak grubu oluşturuyordu. İlk albümleri "SHOW NO MERCY" 1983'teki klasik yerini aldı. Tom o sıralarda METALLICA'da "KILL'EM ALL" albümünü yapmıştı, fakat buna rağmen SLAYER "SHOW NO MERCY" ile en öne çıktı. Ve 1985'te "HELL AWAITS" albümünün çıkmasıyla grup metal dünyasındaki yerini iyice sağlamlaştırdı. TRASH METAL olgusu çıkmıştı artıkm ortaya ve böylece METAL oluşumuna yeni bir nefes gelmiş oldu. Sözlerde ölüm ve cehennem işleniyordu ve müthiş bir sahne performansı oluşturuyordu. Davulda Dave LOMBARDO, sahnedeki davul ataklarıyla müthiş bir performans sergiliyor ki, Dave neredeyse SLAYER'ın beyni haline geldi.Bu arada medyayı da ihmal etmiyorlardı, böylece hem daha fazla insana hitap ettiler hem de sürekli gündemde kaldılar...

Üçüncü albüm "REIGN IN BLOOD"la grup gerçekten hızlı olduğunu herkese kabul ettirdi. Dave durdurulamıyordu, belli kalıplara karşı olan SLAYER, armonik yapısınıda koruyordu. Bu dönemlerde Dave(karısı yüzünden diyorlar, SEPULTRA gibi) gruptan ayrılmak istediğini söyledi. Dave'in yerine WHIPLASH'tan T.S. SCAGLIONE gruba alındı. Turnelerde verim alınamayınca Dave tekrar razı edildi, fakat bu seferkide uzun sürmedi ve Dave yine aynı sebepten gruptan ayrıldı... "REIGN IN BLOOD"un başarısı henüz devam ederken, dördüncü albüm "SOUTH OF HEAVEN"da vitrinlerde yerini alldı. Albümde JUDAS PRIEST'in "DISSIDENT AGRESSOR"ü de yer alıyordu. Albüm baştan sona başarılıydı, ve JUDAS cover'ıyla köklerini de inkar etmediklerini gösterdiler. Klasik anlamda heavy metalda gitar ön plandadır. SLAYER'ın en büyük farkı davulu ön plana çıkarmasıydı...(davulcular ölmez )

METALLICA'dan, MEGADEATH'e kadar birçok baba metal grubunun yaptığı gibi SLAYER'da John ZAZULA ile çalışıyordu. Bu şahsı muhterem kopyecilik ve taklitçiliğe karşı direnenlerdendi. İş hayatında bir yığın taklit demoyu atarak orjinal olan güzel olur diyerek, müzik dünyasına iyi bir ders vermişti... 1987 de WEMBLEY Stadyumunda verdiklerin konserin kayıtlarını üzerinde hiçbir oynama yapmadan iki CD olarak yayınladılar ki birçok grup konser hatalarını daha sonra düzelttiler...

1990 da "SEASON IN THE ABYSS" albümü çıktı. Bu albüm için Mısır'da klip çekildi, çünkü albüm mistik bir havaya sahipti. Grup çoğu kez doğu ezgi, mistik ve oryantal yapısından etkilenmişti. (klibi indirip seyretmenizi şiddetle tavsiye ederim)

1991 de "DECADE OF AGRESSION" albümüyle SLAYER üretken müzik kariyerine devam ettirdi.Dave cazı çok seviyordu, (herkesin bir özrü olabilir) ve gruptan ayrılarak birçok ünlü cazcıyla çalıştı. Hevesi geçince "SINISTER" ismiyle kendi grubunu kurdu... SLAYER'da bu arada Paul BOSTAPH'la anlaştı ve yeni bir albüm için kolları sıvadılar. 1994'de "DIVINE INTERVENTION" albümü piyasaya çıktı. Peşi sıra gelen avrupa ve dünya turnesiyle albümü oturttular. Albümdeki "213" adlı parça Jeffrey DAHMER'in ev numarası olup, albüm yine öncekiler gibi hızlı ve sert olmasına rağmen şeytan temasından eser yok yine ölüm ele alınmış. 7. Albümleri, Spawn için Atari Teenage Riot'la Birliktelikleri "Bu albüm adama cehennemi yaşatacak. Divine'da olduğu gibi speed takılmıyoruz, hızlı parça yapmak için yırtınmadık bu sefer, ama birkaç tane böylesi var. Şarkılar gerçekten heavy. Gemini (Undisputed Attitude) ile aynı çizgide (Hızlıdan çok ağır ama sert parçaların olacağı sonucunu çıkardım). "Reign in Blood ile South Of Heaven arası dönemde bayaa farklılaşmıştık, bu albüm büyük bir aşamayı belirtiyor. Yavaşlasak bile sağlamladık. O yüzden (bu albüm) öyle çok fazla bir şok yaratmayacak, South Of Heaven tribine girmiyoruz, bu daha yavaş, daha heavy." "Amerika'da artık heavy radyo istasyonları yok, Slayer çalmaları değil mesele, ama bu President Of The USA denilen şey bardağı taşıran son damla oldu. Bu b.ktan gruptan nefret ediyorum. Müzisyenleriniz vardır ve sonra şeftalilerden bahseden salak b.ktan heriflere sahipsinizdir, gibi bi rşey, bu ne b.ktur". Eskiden Slayer'daki heriflere göre yeni şarkı yazmak, bayaa zahmetli bir olaydı, ama simdi, King'e göre yazma işi bir ekip çalışması, 2 yıl aradan sonra davulun başına geçen ve 12 yeni şarkıya katılan Paul Bostaph'la beraber. "Paul gruba yeniden gelince ne oldu bilmiyorum, Dave'in (Lombardo) ve onun gruba ve geri dönme isteklerini dikkate aldık. John Dette ile de pek ortak yönümüz yoktu ve üçünün arasından Paul'u tercih ettik."

"Dave'i yeniden gruba katmayı cidden düşünmedik, köprünün altından çok sular aktı. Yollarımızı ayırdıktan sonra ona bir Pantera konserinde rastladım ve onun iyi olmasını dilediğimi söyledim. Artık bu çocuğun ölmesi vs. gibi dileklerde bulunmuyorum, onu artık düşünmüyorum bile. İlk Grip Inc. kaydını dinledim ve yani, söyleyeyim, zevkime hitap etmiyor." Tekno manyakları, Atari Teenage Riot'la Spawn filmi için "No Remorse CI Wanna Diet'i yaptılar."Jugdement Night'in sountrackini yapan şirketten çıktı, tamamen soundunda. ATR yaptığı müziğin Slayer'i. Onlar kızgın çocuklar." "Nasıl birşey oldukları konusunda fikrim yoktu, ama menajer 'bundan nefret edeceksiniz' diyerek bana bir disk gönderdi. Dinledim, oldukları gibi beğendim. Yaptıklarının yapıyorlar, ama farklı bir perspektiften. Ice T ya da ATR ile kayıt yapmak için asla yolumdan dönmem ama bu film için, iyi bir fikirdi." "Eğer tekrar böyle bir şey yapacak olsaydım, bunun bir soundtrack'te olmasını tercih ederdim. Çünkü böyle deneylerin yapılması için (soundtrack) uygun. Bu yol bir başkasının albümünü işgal etmek değil ayrıca eğer bir çocuk Slayer'in böyle şeyler yaptığını duymak istemiyorsa, albümün parçası olarak onu dinlemek zorunda kalmaz." Ya Spawn'daki diğer çalışmaların yorumu? "Bütün bu şeyi dinledim ve yetti de arttı bile! Şarkılar cool'du , bazıları ise yer kaplıyordu. Marilyn Manson'un kini hatırlıyorum, alışılmışın dışında birşey yoktu (daha önce yaptıkları gibiydi). Ya For Whom The Bell Tolls'un remixine ne demeli? "Metallica'yla hiç tartışmam olmadı ve bunu 'Metallica'nın kıçını tekmeyelim manasında söylemiyorum ama bu parça sıçıyor!' Eğer remix yapacaksan, en azından dene ve iyi bir tane yap, tamam mı? Bence, Kirk Hammett'inki (Satan) daha iyiydi...

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/1/2007 - Metallica / Biyografi !...

Metallica'nin hikayesi, Lars Ulrich kendi grubunu kurmayi denemeye karar vermesi ile basliyor. Lars'in bu karardan sonra ilk isi yerel bir Los Angeles gazetesine ilan vermek oldu. Aldigi basvurulardan en ilgi çekicisi ise, 18 yasindaki lise mezunu ve atesli bir Black Sabbath hayrani James Hetfield'dendi. Bir basimevinde çalisiyordu ama gitar çaliyor ve sarki da söyleyebiliyordu. LA varoslarinda büyümüstü ve küçük yaslardan beri müzikle iç içeydi. Hetfield'in ilk gruplari; Leather Charm ve Obsession gibi okul gruplari idi. Ulrich bir demo yapmak için bir sürü randevu almisti ancak ikiliden baska hiç kimse yoktu. Bunun üzerine bassilari ve diger gitarlari çalmasi için Lloyd Grant adli zenci bir gitaristle anlastilar. Demo hazirligindaki üç kisi, eski model bir dört kanalli TEAC teypte, 'Hit The Lights'i yapti. Kayit için yine ayni çevreden Dave Mustaine'i sololari çalmasi için ikna ettiler. Garajdaki ortam bu tip kayit için pek uygun degildi ancak grup ve özellikle Mustaine, parçayi dinleyeceklerin üzerinde olumlu bir etki birakabilmeyi basaracak kadar temiz ve ciddi çalistilar.Bu yeni çikan hareketin ne kadar büyüyebilecegini hiç kimse tahmin etmiyordu. En azindan Brian Slagel bile yeni kurdugu sirket Metal Blade etiketi ile piyasaya çikardigi Metal Massacre adli toplama abümü sadece 4500 adet basmisti. LA'da pek fazla duyulmayan bir konserleri Isviçre'li grup Krokus'un ön grubu olarak çagrilmalari ile oldu. Ancak Krokus son dakikada, organizasyondan çekilince tek baslarina çaldilar ve böylece gece, Metallica'nin gecesi haline geldi. Bu konserin ardindan bir demo kaydettiler. Yedi parçadan olusan demonun adi "No Life Till Leather" idi. Parçalar ise 'Hit The Lights', 'The Mechanix', 'Motorbreath' (Motörhead'e bir yollama idi ve onun izinde olduklarini belirtiyorlardi), 'Seek And Destroy' (gelecegin Metallica klasiklerinden biri olacakti, bazen She Can Destroy diye de anildi), 'Metal Militia', 'Jump In The Fire', 'Phantom Lord' idi. Bu arada demoda çalan bass'çi Ron McGovney, gruba yeterince önem vermez olmustu. Artik sahnede sik sik dalip gidiyordu. Hetfield ve Ulrich, bassçi olarak kadroya San Fancisco çikisli grup Truma'nin mükemmel basçisi Cliff Burton'i katmaya karar verdiler.

Burton, Truma'dan ayrildi ve Metallica ile stüdyo haline getirdikleri bir garajda provalara basladi. Grup ilk albümünü kaydetmek istiyordu ancak grubun büyüyebilmesi için gerekli olan mali kayak kisa vadede bulunabilecek gibi degildi ve Johnny Zazula ile anlastilar. Grupta eleman problemi yine bas gösterdi. Mustaine alkol proplemi yüzünden kendi basini yakmisti ve digerlerinin gözünde ayak bagi konumuna gelmisti. Birkaç bira kasasinin üzerinde sorunun tartisilmasinin ardindan, Hetfield sarhos gitaristi digerleri ile aldiklari karar geregi, bir saat içinde esyalarini toplayip gitmesini söyledi. Solo gitarist boslugunu grup San Francisco'lu speed metal grubu olan Exodus'ta çalan Kirk Hammett ile doldurdular. Hammett'in çalisinda Avrupa tarzi yogundu, melodik, hizli, saldirgan ve teknikti. Ve sonuda Zazula, grubu Mayis ayinda New York'un kuzeyindeki Rochester'da bulunan Music America Recording Stüdyolarina soktu. Grup, alti haftada albümü kaydetti. Kapakta, kan gölünün içinde duran bir balyoz vardi ve grubun ilk albümü "Kill 'Em All" 1983 Temmuzunda piyasaya çikti. Basin ve elestirmenlerin bazilari, tarzin çok degersiz bir örnegi olarak bakti ama mutlaka bir tepki aldi. Albümün ruhu, inanilmaz süratinde ve durdurulamayan gücündeydi. Çogu parça "No Life" demosundan alinmisti ama yeniden uyarlanmis ve güç katilmisti içlerine. "Kill 'Em All" 7,000 adet satmis ve bu da oldukça iyi bir rakamdi. Metal Forces gibi dergilerde 1983'e ait bütün ödülleri silip süpürmeye baslamislardi. En iyi grup seçildiler. "Kill 'Em All" ile en iyi albüm ödülünü aldilar. Kirk Hammett, en iyi gitarist ödülünü aldi. Albümden çikan ilk 45'lik 'Jump In The Fire' oldu. Isviçre, Zürih'teki Volkshaus'da, Ocak 1984'te verdikleri ilk yabanci ülke konseri, Venom'un Seven Dates Of Hell turnesinde açilis grubu olarak çalmalari ile gerçeklesti. Seven Dates Of Hell turnesinin sonunda, turneyi izleyen herkesin paylastigi ortak görüs, Metallica'nin, as grup olan Venom'i ezdigi idi. Bunun nedeni, Venom'un yaptigi albümlerle trash geleneginin öncüsü olmasina ragmen, sahnede profesyonel ve basarili bir performans kalitesine ulasamamis olmasi idi. "Ride The Lightning", Avrupa'da Music For Nations etiketi ile 27 Temmuz 1984'te piyasaya çikti ve Ingiltere albümler listesine, ertesi ay 87 numaradan girdi. Albüm'de kadro Hetfield, Burton, Hammett ve Ulrich'ti. Amerika'da ise, Megaforce etiketi ile raflara girdi ve Johnny Z'nin deyimi ile 'dogdu'. Ancak albümün mix'i yine aceleye gelmisti. Metallica, ikinci albümü ile 'Yok Satmak' deyimiyle hemen tanisti. Açilis parçasi 'Fight Fire With Fire', 'Trapped Under Ice' ve Creping Death, yakici bir süratle, grubun temiz bir sekilde yeteneklerini sergileyebileceklerini ispat ediyordu. "Ride The Lightning", Amerika'da 75.000 satti. Bu indie bir sirket için rastlanmamis bir seydi, inanilmazdi. Elektra, "Ride The Lightning"i Amerika'da yeniden piyasaya sürmek için paketlerken, Metallica 20 günlük bir tanitim turnesi için Avrupa'ya geçti. Music For Nations, 'Creeping Death'i 23 Kasim'da EP olarak piyasaya sürdü. Metallica 17 Agustos 85'te Leicestershire'daki Castle Donington'da yapilacak olan altinci Monsters Of Rock festivaline hazirlanmak için Ingiltere'ye uçtu. Amerika'da barlarda verdikleri konserlerdeki kalabaliga alismis grup, ilk kez 50.000 kisilik bir seyircinin karsisina çikacakti. Donington konseri, onlarin basit bir trash grubu ve küçük islere uygun olduklari yolundaki iddialarin zincirini kirdi ve Metallica, kendini kalabaliga kabul ettirdi. Çok olumlu tepki aldilar. Eylül'den 26 Aralik'a kadar, üzerinde çalistiklari 8 parça ile olusturduklari "Master Of Puppets" Subat 1986'da piyasaya çikti. Metallica; "Master Of Puppets" ile metal akiminin merkezine biraz daha yakinlasmisti ve elestirilere göre bu albüm, Metallica'nin thrash egiliminin tabutuna çakilan son çiviydi. "Master Of Puppets"in piyasaya çikisi, Metallica'nin bir indie grubu olarak geçirdigi günlerle olan son baglarini da kopariyordu. Music For Nations ile olan kontratlari, albümün çikisi ile yenilenmisti ve Q-Prime herseyini daha büyük hesaplara göre düzenlemisti bile. "Master Of Puppets", Amerika'da, Michael Wagener tarafindan yeniden mix'lenince, o güne kadar yaptiklari en iyi çalisma haline getirilmis oldu. Hem listelere 41 numaradan girdigi Ingiltere'de, hem de ilk otuz içinde yeraldigi Amerika'da altin plak kazandi. Albümde Orion isminde enstrumental mükemmel bir parça vardi. Bu arada, 26 Temmuz'da Hetfield, Indiana, Evansville'deki konser öncesi kaykaydan düsüp bilgini kirdi. Tüm aksilikler bir yana, grubun basarisi günden güne artiyordu. Amerika'daki etkileyici permormansi ile Master Of Puppets'in satisi 500.000'i geçmisti. Gerçi Amerika'da hala glam akimi hakimdi. Fakat Metallica önderliginde, Antrax, Slayer ve Megadeth gibi metal'in daha sert gruplari, pazarda ciddi bir pay kapmaya baslamislardi. 10 Eylül'de grup yenide yollara düstü. Eski dostlari Antrax'la birlikte basladiklari Avrupa turnesine Newcastle, Birmingham ve Londra'da devam ettiler. Ancak 21 Eylül'deki Hammersmith Odeon konseri, Metallica'nin bu kadrosu ile Ingiltere'de verdigi son konseri olacakti. Ingiltere turnesinin zaferi henüz tazeyken Metallica, Iskandinavya'ya yönelmisti. Lars'in sehri Kopenhag'a giderlerken, tur otobüsleri, küçük bir Danimarka kasabasi olan Ljungby yakinlarinda, buzlanan yolda kaymis ve sarampole yuvarlanmisti. Otobüstekilerin çogu hafif yaralar, ezik ve siyriklarla kurtulurken Cliff Burton, henüz 24 yasindayken, orada ölmüstü.

Ilk tepkileri su olmustu: Devam etmeye gerek kalmadi. Çünkü ekip bozuldu, büyü dagildi. Sonunda Metallica yola devam karari aldi. Led Zeppelin'in aksine, Metallica 'Cliff de olsa böyle olmasini isterdi' gürültüleri arasinda yenide ise koyuldu. Katiksiz bir çikarcilikla çalisan menajerler Mensch ve Burnstein'in baskilari ile turnenin geri kalani yeniden düzenlendi ve Cliff'in zamansiz ölümü bir kenara atiliverdi. Bu ölüm bir kazaydi ancak Mensch ve Burnstein, bu tip rock trajedilerine hiç de yabanci degillerdi. AC/DC ve Def Leppard gruplari da Q-Prime 'in semsiyesi altindaydi ve sirket, bu olaylarla parasina para katmisti. Metallica, Flotsam & Jetsam'in genç basçisi ve büyük bir Metallica hayrani Jason Newsted'i kadrosuna katmisti. Newsted, aslinda grubun basçisi olmasinin ötesinde, besteci, sözcü ve menajer gibi çalisarak gruba liderlik de yapiyordu fakat Metallica ile, içinde bulundugu indie ortamdan, daha elit ve daha ticari duruma yükselme sansini yakaladigini hissediyordu ve bu kaçirilacak bir firsat degildi. Amerika'da bir seri provadan sonra Newsted, Metallica ile ilk konserine Japonya'da çikti. Öte yandan, 15 Kasim'da Tokyo'daki bu konser, grubun da Japonya'daki ilk konseri idi. Metal Church ile birlikte çalmak üzere Amerika'ya döndüler. Bu konserler Jason Newsted için bir sinav olacakti. Çünkü Amerika'da, Metallica'nin en taninan ve sevilen elemani Cliff'di. Fakat gelen elestriler olumlu oldu. Bazi elestirmenler için ise Cliff'siz bir Metallica, artik eskisi ile ayni degildi. O, grubun kendine özgü niteliklerin; özgür ruhun, soytariligin, glenclik yaninin ta kendisi idi. Hollanda'da Zwolle'deki Aardshock Festivali'nde çaldilar. Aslida grubun repertuari, bir önceki yil Master Of Puppets turnesindeki repertuarin aynisi idi. Bu repertuardaki tek fark , yeni basçi Newsted'in bass solosu idi (çogu elestirmenin gözünde, bu yapilmamasi gereken bir yanlisti, özellikle de Cliff'in anisi henüz çok tazeyken). Anthrax, Metal Church, Laaz Rockit ve Crimson Glory elemanlari da, bu solo karsisinda tepki göstermisler ve Metallica'ya daha mesafeli durmaya bslamislardi. Avrupa'da ise Q-Prime yayin hakkini MFN'dan Phonogram'a geçirdi. "The $5.98 EP- Garage Days Re-Revisited", Lars'in yeni yaptirdigi, ses izolasyonlu garajinda, Temmuz ayinda kaydedildi. Phonogram, Agustos ayinda cover parçalardan olusan EP'yi yayinladi ve hem Amerika'da hem de Ingiltere'de ilk 30'a girdi. EP, gruptan bu tip bir çalisma beklemeyen sadik hayranlar için tam bir saskinlik olmustu. Castle Donington, grubun Jason Newsted ile gerçek anlamda ilk Ingiltere konseriydi ayni zamanda. Grup vasat bir performans göstermisti, bazi elestirmenlere göre bu durum, bu dört elemanin hiçbirinin iyi müzisyen olmamalarindan kaynaklaniyordu. Jason, Cliff Burton'in gölgesinde kalmisti, gruba uyumu yoktu ve çalisi kendinden emin degildi. Iki gitaristin uyumlari ve becerileri de pek içaçici degildi. Ve Lars'in vurus zamanlamasi hep kayiyordu, fotografçilara poz vermeyi, davul çalmaktan daha çok önemsiyordu. Grup, daha sonra Donington'daki performanslarinin kötü olduguu kabul etmisti. Onlarin savunmasina göre tekni sorun yasamislardi çünkü sahne headline gruplara göre ayarlanmisti, ön gruplar hiç düsünülmemisti. Monsters Of Rock turnesinin ardindan ABD'ye dönen Metallica, sonunda ilgisini yeni bir albüme yöneltebildi. Bu albüm, Jason Newsted'le ilk albümleri olacakti ve Newsted, gruba gireli neredeyse bir yil olmustu. Kasim ayi ile Aralik'in baslarini yeni parçalar yazarak geçirdiler. "The $19.98 Home Video - Cliff'em All", korsan tarzda hazirlanmis bir formda piyasaya çikti. Cliff'in anisina hazirlanan bu kaset, önce Aralik ayinda ABD'de yayinlandi ve bir anda 90.000 adet satildi. Ardindan Nisan ayinda da Avrupa'da piyasaya verildi. Bu video MTV çagindaki gösterisli video clip yapmalari yönündeki baskilari reddetmelerinin sonucunda ortaya çikmisti. Garage Days EP'si ve Cliff'Em All videosu ile az parayla büyük atilimlar yaptilar, fakat protesto ettikleri bazi kurum ve kurallarin da tam ortasinda buluverdiler kendilerini. Banka hesaplari,avukatlar, is menajerleri vs. gibi... "...And Justice For All" albümünün kaydindaki performanslarindan dolayi, bir kez daha Q-Prime'in itelemesi sonucu büyük günlerin kapisindan adimlarini attilar ve ABD'de ilk kez gerçeklestirilecek 28 Mayis'taki Monsters Of Rock turnesinin kadrosuna katildilar. Grubun isleri ile Lars ilgileniyordu çünkü James hergün Absolut Vodka siselerinin yörüngesinde gezinirken, Kirk çizgi romanlari, Jason ise walkman'i ile dis dünyadan kopuyorlardi. Basina demeçler vermenin ötesind Lars, para kazanmakla çok fazla ilgiliydi, öte yandan Mensch ve Burnstein gibi parali heriflerle çalismaktan mutluydu ve kisa sürede bu isin kurdu olacaga da benziyordu. Albümün mix'ini Steve Thompson ve Michael Barbiero yapmislardi. Lars ise bu durumdan, Q-Prime'in da hosnut oldugunu tahmin ediyordu çünkü ortaya farkli yönlere açilan bir sound çikmaktaydi. Önce 'Harvester Of Sorrow' 45'ligi piyasaya verildi. "...And Justice For All" ise 8 Eylül 1988'de piyasaya verildi. Ingiltere listelerine 17 Eylül'de girdi ve 4 numaraya oturdu. Ancak albümün genel çizgisinden ötürü sert elestriler gelmeye basladi. Ticari çekimin yörügesine girdigi seklindeki yorumlar sonucu, ilk günlerinden beri grubu destekleyen hayranlari bile, albümü itici buldular. Fakat takdirler ve begeniler, zehirli oklara üstün geldi ve grup yeni dostlar edinmeye devam ederek, yesil dolarlarin büyüsüne kapilip, thrash köklerine ihanet ettikleri ithamlarinin önünü kesebildi. Damaged Justice turnesi 24 Eylül günü, Edinburgh Playhouse'da basladi ve Ingiliz hayranlar, grubu en hirsli, en parlak sahne düzenini görme sansini elde ettiler. Ingiltere'den sonra Avrupa'ya, ardindan Amerika'ya geçildi. Bu arada; Metallica tüm hayati boyunca ilk kez, plak sirketi ile menajerlik sirketinin baskilarina dayanamadi ve alçakgönüllülükle MTV modasina uyarak, bir sonraki 45'liginin video klibinin film çekimlerine basladi. Grup, kararini One'dan yana kullandi. Video , MTV Headbangers Ball'da ilk kez yayinlandiginda, oldukça yüksek seyredilme orani yakaladi. Bunun sonucu parça Amerika'da 35, Ingiltere'de ise 13 numaradan listeye girdi. Metallica'nin kodamanlar arasina girisinin kabülü, NARAS organizasyonu tarafindan, grubun Ocak ayinda 'En Iyi Heavy Metal/Hard Rock' dalinda Grammy'e aday gösterilmesi ile gerçeklesti. Fakat, Metallica ayni zamanda, LA'daki ödül töreninde, One'i canli çalmasi için de teklif almisti. Bu da, yaklasik 1 milyar izleyiciye TV yoluyla ulasmak demekti ve herkes sonucun belli oldugunda hemfikirdi. Sonuç, 22 Subat'ta Amerika'da TV'de yayinlandi. Metallica kazanmisti, fakat sonuç hakkindaki tartisma haftalar sonra en siddetli halini aldi. Öte yandan birçok insan bu gösteride ilk kez bir Heavy Metal grubu izledi ve zihinlerinde olusturduklari HM fikrinin yanlis oldugunu gördü. Insanlar oradaseytani bir ayin olacagini, haç yakilip kurban kesilecegini bekliyordu. Lars ve ekip arkadaslari, 'One'in Grammy kazanmasinin ardindan, yine de mutlu olamadilar çünkü o sirada Amerika turnesi inanilmaz oralarda masraflar çikarmaya baslamisti. Grup, öncenin sürünen, kaybetmenin esiginde gezinen grubu iken, simdi bes yildizli otellerde kaliyor, limuzinler ve özel uçaklarla geziyordu. Sadece 10 yil önce yasanan Punk devriminin , zengin olup, büyülü bir sekilde hayat standartlarini degistirene kadar materyalizmi reddeden liderleri gibi Metallica da zenginliklerinin kapaninda egleniyor ve savunduklari ile çelisiyordu. Damaged Justice turnesi Amerika'dan Uzak dogu'ya, Yeni Zelanda'dan Avustralya ordan Japonya'ya geçtiler. Bati'ya dönen turne, yesil dolarlarla dansetmeye basladi bütün yaz boyunca. Güçlü Metallica makinasi, 1989'un sonunda durdu. 18 ay süren gezinin ardindan enerjisi ve duygusu tükenmis bir hale geldi. Turnenin istatistikleri evin yolunu gösteriyordu: 250'den fazla konser, 4500 kutu bira, 3000 baget, 1650 set gitar teli ve 750 set bass gitar teli. Bu siralar grup, sahip oldugu krediyi kullaniyordu fakat eski hayranlarindan gelen s*k* ve sert elestriler sahnede çalan gruba bakis açisini da etkiliyordu. Fotograf manyagi olan Lars'in sinirlendirici bir hal alan herseye hakim olma durumu giderek daha fazla sevimsiz bulunuyordu. O kadar ki Wembley konserinde, davul setinin basindan seyirciye hitap etmek için kalkan ve sahnenin önüne gelen Ulrich'i seyirci yuhalamisti. Konser sonrasi Mayfair otelinde bir parti vermislerdi ve eski eglence seven hallerine göre, birer gölge gibi ortalikta geziniyorlardi. Hetfield, bira fiçisinin yanina çöreklenmisti. Her zamanki favorisi olan votkaya elini bile sürmemisti. Bu durumu görenler, grubun ciddi ve sikici bir grup olma yolunda oldugunun isaretlerini almaya baslamislardi. Avrupa'dan sonra ABD'deki sürgüne gittiler, daha sonra da Kanada'ya geçtiler. Bu arada bir sonraki albüm için parçalar da bir araya geliyordu. Sonbahar'da 12 yeni parça olusturmuslardi. One On One stüdyosuna 6 Ekim'de girebildiler. Bu kez prodüktör olarak çalismak için Bob Rock'da karar kilmislardi. Bu arada grubun hayranlari, Metallica'nin herseyi satilik olan siradan bir grup haline gelecegi kaygisini tasimaya baslamasina ragmen, dünya rock basini grubu çok daha büyük bir dikkatle izlemeye basladi ve gözkirpmalarinin bile haberini verdi. Ardindan kayit sonuçlandi ve 1991'in ilkbahari boyunca süren mix çalismasina basladilar. Hergün ödenen birkaç bin dolar ile albüm hiç de ucuza gelmiyordu. Sade bir sekilde "Metallica" adi verilen albüm, 12 Agustos 91'de piyasaya verildi. Metallica'nin o güne kadar yaptigi en ticari albümdü, gerçi hala korkuç sertti ama artik uçlarda degildi. Besinci albümdeki ana fikir, daha sade soundlar olusturmakti. Enter Sandman Ingiltere'de 5, Amerika'da 16 numaradan listelere girdi. Sözleri açisindan ise bu albüm, James Hetfield'in belki de en derin anlamlar içeren çalismasiydi. Hassas ve duygusal yapi, önceki somurtkan ve korkutucu görünüsünün altina ustaca gizlenmisti. Ve 'Nothing Else Matters' 40 parçadan olusan yayli çalgilar ile desteklenmisti, bir ask sarkisi idi. Hetfield'in içinde bulundugu duygu yogunlugunun aksine grubun diger üç elemani bosanmaya dogru gidiyorlardi albüm kaydi esnasinda. Albümün gerçek sinavi, sokaktaki hayranlarin verecegi tepkiye bagliydi. Ve albümde yeralan parçalar, onlarin beklediklerinden biraz daha farkliydi. Londra, Hammersmith Odeon ve New York Madison Square Garden'da, Agustos ayinda, hayranlari albümün tanitim konseri için birbirlerini yemislerdi. Donington'daki konser 17 Agustos'taydi. Günün kahramani AC/DC olmustu, Metallica ise 1987'deki görüntüsünden uzakti. Ancak ilk günlerin ardindan, sahneye alisan grubun verdigi görünüm degisti. Rahatlamislar ve islerine konsantre olmuslardi. Hetfield, Hammett ve Newsted kuliste konuklari ve eski dostalari sakalasiyor ve egleniyorlardi. Bu arada Ulrich, kendi soyunma odasinda son dakikaya kadar oturuyor, daha sonra havlularla örtünmüs ve dev yapili korumalar ordusu tarafindan çevrelenmis bir halde sahneye gidiyordu. Hiçkimse onunla konusamiyor ve hatta yaklasamiyordu bile. Grubun yol ekibindeki elemanlar dahi, bu esnada ona ulasamiyor ve konusamiyorlardi ve bu durum Lars'in egosunu, artik kontrol altinda tutamadigi seklinde yorumlaniyordu. Bu arada albümün Billboard listesine 1 numaradangirdigi haberleri gruba ulasmisti. Bu da grubun diger albümlerinin satislarinin artmasi demekti. Amerika turnesi en sonunda sonbaharda basladi ve grubun yeni sahnesi ve repertuari 12 Ekim'de Kaliforniya, Oakland Stadyumunda ilk kez hayranlarinin karsisina çikti. Turnenin Amerika ayaginda seyirci, grubun Mustaine'li garaj günlerinden, Cliff Burton'a kadar her ayrintiyi içeren, kisa tarihi yansitan 30 dakikalik bir video filmin gösterimi ile isiniyordu. Fakat tutucu hayranlari grubun bu yeni durumunu kabullenmiyorlardi. Grup artik ekipmanlari tasiyan 12 kamyon, 6 otobüs ve 60 kisinin üzerinde bir ekiple dolasiyordu. Stadyum konserleri ve muhtesem tiyatral gösterilerle grup artik, asi kisiliginden, iyi cilalanmis bir para makinasina dönüsmüstü. Altin yumurtlayan bir tavuktular ve tutucu hayranlari, iste bunu kabullenemiyorlardi. 1991'in sonunda Metallica, bütün dergilerde okuyucunun oylarini almayi basardi ve ödülleri silip süpürdü. 'Noting Else Matters'in tanitim videosunun MTV'de yayinlanmasi ile parça Amerika'da 36, Ingiltere'de 6 numaraya oturmustu Mayis ayi içinde. Dünya turnesinin ardindan dörtlü, içinde Istanbul konserinin de yeraldigi turnenin hem ses hem de video kayitlarindan seçip sonuçta 3 CD'den olusan Binge&Purge toplama konser albümü ile iki video kasetten olusan konser kayitlari 93'ün sonlarinda piyasaya çikti. Bu arada birçok ünlü heavy metal grubu, kendi orijinal çizgilerine ve geleneksel heavy metal kaliplarina geri dönüs içindeyken Metallica bunun tam tersini yapiyor, yeni arayislara dogru yelken açiyordu. San Francisco'nun güneyindeki Sausalito'da bulunan stüdyolarinda, istedikleri gibi çalisiyorlardi. Agustos '95'te kayit islemlerine basladilar. Öte yandan stüdyonun kendilerine ait olmasi da rahatlatici bir unsurdu. 95 Ekim'inde toplam 20 parça hazirladilar ve demo haline getirdiler. Albümün prodüktörlügünü bir öncekinde de birlikte çalistiklari Bob Rock yapiyordu. Bes yillik uzun bir aradan sonra 6 Haziran sabahi yeni albümleri olan "Load"u çikaran Metallica, hayranlarini hayal kirikligina ugratti. Stil, imaj, logo; kisaca Metallica'yla ilgili eski olan hersey degismisti. Albüm sonrasi yapilan elestrilerin odak noktasi Metallica'nin daha dogrusu tüm metal dünyasina sirt çevirdigi yönündeydi. Ne yazik ki 5 yil beklememize degmedi yeni albüm. Load albümünün çikisiyla Metallica'yi ikiye ayirabiliriz: Eski Metallika ve Yeni Metallica. Yeni Metallica artik yalnizca yesil dolarlari düsünüyordu. Yedi-sekiz yil önce gerçekten bir metal grubuydular, ama bunun yaninda "Metallica" albümü ile basladiklari bir degisim gerçegi de vardi. Ve bu degisim de "Load" albümüyle tamamlanmis oldu. Bu albüm hala sertti fakat artik içinde ruh yoktu. "Load"un çikisindan kisa bir süre sonra, Agustos basinda Lollapa-looza'96 turnesine katilan grup diger konserlerinin aksine bekledikleri ilgiyi göremedi. Bunda yeni albümlerinin hayranlarini hayal kirikligina ugratmasinin etkisi büyüktü. 'Until It Sleeps' ve 'Mama Said' isimli parçalar göze batsa bile albümün genelinde kendini öne çikaran parça yoktu. Kasim 1997 de çikan "Reload" albümü ise "Load" albümünün pesinde bir devami gibi. Albümde öne çikan parçalar 'The Memory Remains' ve 'Devil's Danse'. Artik grubun dinleyicisi ciddi olarak küstü ve Mmetallica yeni ve daha genç bir dinleyici kitlesine sahip oldu. Metallica'nin yeni albümü "Garage Inc." 23 Kasim'98'de piyasaya sürüldü. Double albümde grubun eski ve yeni 27 cover parçasi bulunuyor. Grup albüm tanitim turnesi kapsaminda Haziran ayinda Türkiye'de bir konser verdi. Ve en son olarak 1999'da San Fransisco Senfony orkestrasiyla beraber gurubun en çok sevilen sarkilarininda toplamasi görünen bir albümle S&M adli albümü çikardilar. Bu albümleri pek iyi bir sentez olmamasina karsin James'in vokal gücünün artmasi beni sevindirdi. S&M'de iki yeni sarki bulunuyor bunlarda benim favorim "Minus Human" ve "No Leaf Clover" ayrica simdiye kadar dinlemediginiz güzellikte bir "For Whom The Bell Tolls" dinleyeceksiniz. Ama benim umudum Metallicanin yakin gelicekte ilk üç albümündeki gibi sarkilar yapacagindadir.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/1/2007 - Dimmu Borgir / Biyografi !...

İşte Norveçin gururu Dimmu Borgir. Dimmu Borgir 1993 yılında Shagrath, Silenoz ve Tjodalv tarafından kurulmuş bir melodik black metal grubu. Brynjard Tristan basçı olarak gruba katılır, Stian Aarstad da klavyeci olarak gruba katılır. Böylece Dimmu Borgir tam anlamıyla doğmuş oldu. Emperor, Cradle Of Filth, Kreator kadar başarılı hatta onlardan da başarılı bir gruptur Dimmu Borgir.
    Agresif gitarlar, yıkıcı davullar, insanın tüylerini diken diken eden yırtıcı, melodik ve operatik vokaller, ürkütücü klavye melodileri, insanın içini karartan bir ahenk. İşte Dimmu Borgir müziğini böyle tanımlayabiliriz. 80'lerin black metal ve heavy metal etkilerini taşıyor Dimmu Borgir. Wagner ve Dvorak gibi klasik müzik kompozitörlerinden de etkilendiklerini hatırlatmakta fayda görüyorum.
    Dimmu Borgir ortama 1994 te Necromantic Gallery Productions dan çıkardıkları "Inn I Evighetens Morke" adlı 7" EP ile girer. Albüm bikaç haftada kapışılır. Black Metal aleminde adları duyulmuştu artık ve 1994 de For All Tid isimli ilk uzun albümlerini çıkarırlar. Yavaş, karamsar ve atmosferik bir kayıttı bu. Albümde Dødheimsgard'dan ldrahnand'ın ve Ved Buens Ende'den Vicotnik'in yardımları var. Albüm line-up: Shagrath - Davul ve Vokal (5. şarkıda gitar), Erkekjetter Silenoz - Gitar ve Vokal, Tjodalv - Gitar, Brynjard Tristan - Bas, Stian Aarstad - Klavye, Piano ve Efektler
   1996 da black metal tarihinin önemli albümlerinden birini yayınladılar "Stormblåst". Bu albüm Dimmu Borgir ın diğer birçok melodik Black Metal grubundan çok daha başarılı olduğunu gösteriyordu. Bugünkü Dimmu Borgir sound'una doğru büyük bir adım attılar. Olgun şarkı sözleri, klasik müziğin güçlü etkisi ve mükemmel bir müzik. "Stormblåst" ile Dimmu Borgir hızı arttırmış ama atmosfer ve melodi hala yerli yerinde. Albüm line-up Shagrath - Lead Gitar ve Vokal, Erkekjetter Silenoz - Ritim Gitar ve Vokal, Tjodalv - Davul ve Perküsyon, Brynjard Tristan - Bas Gitar, Stian Aarstad - Klavye ve Piano
    Dimmu Borgir ilk iki albümünde sözleri Norveç dilinde yazmışlar ama "Stormblåst"ın yayınlanmasından sonra bütün dinleyicilerin sözleri anlamasını sağlamak için sözleri İngilizce yazmaya başlarlar.
    "Stormblåst" dan sonra 1996da Dimmu Borgir Devil's Path isimli bir MiniCD yayınladı. 4 şarkı vardı bu MiniCD de bunlardan biri de Devil's Path adlı mükemmel parça. Bu albümde basa Tristan yerine Nagash gelir. Stian Aarstad askere gittiği için klavye işlerine katılamaz. Albüm line-up Shagrath - Gitar, Vokal & Klavye, Erkekjetter Silenoz - Gitar, Tjodalv - Davul, Nagash - Bas
    1997de Dimmu Borgir bir mükemmelliğe daha imza atar: "Enthrone Darkness Triumphant". Black metal aleminin en önemli 10 albümünden biri sayılabilir bu albüm. "Enthrone Darkness Triumphant" daha büyük bir firmadan çıktı : Nuclear Blast. Çünkü önceki firma dağıtımda yeterli performansı sağlayamamıştır ve yeteri kadar satamamışlardı. "Enthrone Darkness Triumphant" 150.000 den fazla satar. Dimmu Borgir artık Black Metal aleminin en büyük isimlerinden biri olmuştur. Hala sert, melodik ve agresif. "Tormentor Of Christian Souls" parçasının sözleri neden CD kitapçığında olmadığına gelince ; Nuclear Blast bi sakatlık çıkmasın diye şarkının sözlerini basma sorumluluğunu üzerine alamamış. Albüm line-up Shagrath - Gitar & Vokal, Erkekjetter Silenoz - Gitar, Tjodalv - Davul, Nagash - Bas, Stian Aarstad - Klavye ve Piano
   "Enthrone Darkness Triumphant" kayıt edildikten sonra canlı performanslarda Shagrath vokallere ve sahne performansına odaklanabilsin diye gitar için sezonluk olarak Astennu gruba dahil edilir. Daha sonra grubun daimi üyesi oluyo bu arkadaş. Grubumuz "Enthrone Darkness Triumphant" turundan sonra bi mini tur yapar ve bu tur esnasında Tjodalv ailesiyle ve yeni doğan çocuğuyla daha fazla zaman geçirebilmek için bikaç aylığına gruptan ayrılır. Onun yerine Auro Noir den Aggressor sezonluk davulcu olarak alınır.Bu arkadaş şarkıları çok çabuk kapmış. "Enthrone Darkness Triumphant" turu sırasında bazı konserlerde sorun çıkaran Stian Aarstad kendini kapının önünde bulur. Onun yerine Therion ve Ancient ile çalışmış olan Kimberly Goss hatun kişisi alınır gruba. Ama sezonluk bi klavyeci olduğundan gruptan kendi isteğiyle ayrılır. Onun yerine de Mustis adlı genç bi arkadaş gelmiştir. İlk konseri de Dynamo Open Air 1998 festivalinde olur(şans!). Mustis önceden herhangi bi grupta çalmamış olmasına karşı Dimmu Borgir a yeni bişeyler getirir. Spiritual Black Dimensions albümünde de ağılığı feci şekilde hissediliyo. Şarkıların % 60 ı klavye üzerinde besteleniyo dikkatinizi çekerim.
   1998de Nuclear Blast etiketiyle For All Tid albümü tekrar yayınlanır hemde artılarıyla. Nedir mi bu artılar? 7" EP "Inn I Evighetens Morke" albümünden 2 parça. Aynı yıl Dimmu Borgir bi  MiniCD daha çıkarır. 2 yeni , 2 eski , 1 cover ve 3 canlı performanstan oluşur bu CD nin adı da Godless Savage Garden dır. Bu da Nuclear Blast etiketine sahiptir. Bu albüm fanlar için sadece çerez konumundadır ve herkes Spiritual Black Dimensions ı beklemektedir. Bu MiniCd Norveç in Grammy si "Spellemannsprisen" de iyi oy alır.Godless Savage Garden , The Kovenant ve Mundanus Imperium un albümleri ile metal kategorisinde aday gösterilir. Program canlı yayınlanır ve Dimmu Borgir Grotesquery Concealed adlı parçayı çalar. Ama ödülü The Kovenant - Nexus Polaris albümleriyle kazanır.
   Spiritual Black Dimensions albümü adı duyulmamış olan Abyss Sütüdyolarında kaydedildi. Dimmu Borgir göze çarpan, güçlü büyüleyiciliğe sahip bir albüm yapar. Heyt be. Phantasmagoria ilk kez Dynamo 1998 de çalınmış. Bir diğer şarkı da Beauty In Darkness Vol. 3 derlemesindeki "The Insight And The Catharsis" . Bu da albüm çıkmadan ortaya çıkmıştı. 1 Mart 1999 da piyasaya sürülen Spiritual Black Dimensions albümü bir kasırga oluşturur piyasada ve Dimmu Borgir ın karanlık krallığının tahtının tek sahibi olduğu bir kez daha kanıtlanır. Bazıları Dimmu Borgir ın müziğinin nereye gittiğini tam kestirememişlerdir. Ama krallar tarihlerindeki en bütün ve inanılmaz albümü yaptımışlardı. Nagash The Kovenant a tam anlamıyla konsantre olabilmek için gruptan ayrıldı ve yerine Simen Hestnaes alındı Borknagar dan geçici olarak. Operatik vokalleriyle gruba yeni şeyler eklemiştir Simen bir süre sonra grubun tam anlamıyla elemanı olacaktır. Albüm line-up Shagrath - Vokal, Erkekjetter Silenoz - Gitar, Astennu - Lead Gitar, Tjodalv - Davul & Perküsyon , Nagash - Bas, Mustis - Klavye ve Piano   
   Spiritual Black Dimensions albümü yayınlandıktan bir ay sonra Old Man's Child la bi albüm yaparlar. Adı da Sons of Satan Gather for Attack dır. Aynı ay Astennu nun yan projesi ,Carpe Tenebrum, Mirrored Hate Painting albümünü yayınlar. Burda Nagash ın vokalleri yer alır. Müzik Dimmu Borgir müziğine çok yakındır ama daha hızlı olarak.
   1999 başlarındaki New Jersey ve Montreal konserlerinden sonra Tjodalv gruptan ayrılmasını herkesi için en iyisi olacağı görüşündedir. Nedenleri müzikal açıdaki değişikliği, bakması gereken bir ailesi olması vs. Onun yerine kimin geleceği belliydi; Cradle Of Filth in eski davulcusu Nick Barker. Nick henüz Borknagar la olan Kuzey Amerikadaki Kings Of Terror turunu tamamlamıştı. 
   Dimmu Borgir Mart 2000 de yeni albüm kayıtları için Abyss sütüdyosuna girmeyi planlıyordu ama bu gerçekleşmedi. Çünkü yeni materyali tamamlamak için zamana ihtiyaçları vardı. Finansal problemler vardı, Nick hala İngilterede yaşıyordu ve her istediği zaman Norveçe gelemiyordu. 
   Kişisel problemler yüzünden Astennu gruptan atılır ve yerine Norveç black metal aleminin baba gitaristlerinden biri olan Galder alınır. Değişikliklerden falan sonra 2000 sonbaharında İsveçteki Fredman Stüdyosun dalarlar. (At The Gates, In Flames, Dark Tranquillity burda kayıt yapmıştır.) Ve yine bir mükemmelikle karşı karşıya bıraktı bizi Dimmu Borgir : "Puritanical Euphoric Misanthropia". Tamamen evil şarkılar, ürkütücü atmosferi ile bizi bizden alır krallar. O güne kadarki en iyi albümlerini yayınlamış olur Dimmu Borgir. Şarkı yazma işi en yüksek noktaya ulaşmıştır artık , "Blessings Upon The Throne Of Tyranny", "Kings Of The Carnival Creation","The Mealstrom Mephisto" and "Architecture Of A Genocidal Nature" parçaları özellikle.
   Bazı parçaları Gothenburg senfoni orkestrasıyla kaydetmişlerdir. Sonuç; mükemmel gitar işleri, dinamik klavyeler. Nick Barker şarkılarda yıkıcı patlamalar yaratmış. Basta mükemmeliğe ulaşan Hestnaes çok iyi de back vokal yapmış. Shagrath ın korkutucu, şeytani vokallerine söyleyecek başka bişey bulamıyorum.
   Dimmu Borgir Mart 2001 de yollara düştü ve yüzbinlerce hayranına müthiş gösteriler sundu.
   2001 eylülü sonlarında şu Amerikaya yapılan saldırılardan dolayı Amerika turlarını yarıda bıraktılar. Açıklamada şu belirtiliyordu : "Yapılan saldırılardan dolayı ulaşım olayı sıfırlandı. Üzülerek söylüyoruz ki Dimmu Borgir , Napalm Death ve Witchery Amerika turnesini yarıda bırakıyor."
   26 Ekim 2001 de Alive in Torment diye bi live albüm çıkardı Dimmu Borgir. Albümdeki parçalar şöyle: Tormentor of Christian Souls, The Blazing Monoliths of Defiance, The Insight and the Catharsis, Puritania and The Maelstrom Mephisto.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/1/2007 - In Flames / Biyografi !...

1990 yılında grubun kurucusu Jasper Strömblad o zaman üyesi olduğu Ceremonial Oath grubundan, Anders Fridén ile ayrılmaya karar verir. Farklı bir müzik türü yapmaya karar verip Johan Larsson ve Glenn Ljungström'ün katılımıyla In Flames'i kurarlar. İlk demolarını Wrong Again plak şirketine yollayadılar. Plak şirketinin sahibi bu demoyu oldukça beğenir ve ertesi gün telefon açar. Bunun üzerine grup kısa sürede patlayacak Lunar Strain adlı albümlerini hazırlamaya başlar.

In Flames, pek çok grupta olduğu gibi, ayrılan ve sonradan dahil olan üyelere sahiptir. Bunlardan bazıları Mikael Stanne ve Anders Jivarp (Dark Tranquillity), Anders Iwers (Tiamat), Henke Forss (Dawn) ve Daniel Erlandsson'dur (Eucharist, Arch Enemy)

Grup daha sonra Subterranean isimli ufak bir CD yayımlar. Bu ufak yayım onlar için bir dönüm noktasıdır. Bu albümle beraber dikkatleri üzerine çeken In Flames, bir Alman plak şirketi olan Nuclear Blast ile masaya oturur. Bu başarıdan kısa bir süre sonra, canlı gösteriler ve albüm yapımları için sürekli dışarıdan çağırmaktan bıktıkları Anders Fridén ve Björn Gelotte'u gruba davet ederler ve kabul görürler.

Peşinden The Jester Race ismindeki albümlerini de yayımlayıp, özellikle Avrupa ve Japonya'da büyük bir başarıya ulaşırlar. Aynı ve bir sonraki yılda olan bazı olaylar sebebiyle Johan ve Glenn önceliklerinin ne olduğunu düşünmeye başladılar ve üzücü bir şekilde, artık In Flames üyesi olmamayı seçtiler. İkisi de, Whoracle adlı albümün kaydı sırasında beklenmedik bir şekilde ayrılacaklarını duyurdular ve Björn, Jesper ve Anders'ı yarım bir grup ve albümle başbaşa bıraktılar. Neyse ki Peter Iwers ve Niklas Engelin ismindeki arkadaşları ayrılanların yerini albümün kaydının tamamlanmasına kadar doldurdular. Daha sonra bu iki kişi de grupla çalışmaktan hoşlandıklarını ve grubun bir parçası olmayı istediklerini söylediler ve derhal kabul edildiler. Birlikte Avrupa ve Japonya'da başarılı bir turneye çıktılar. Bu turnenin sonunda İsveç'e döndüklerinde Niklas bazı özel sebeplerden dolayı gruptan ayrılmak zorunda kaldı. Bu durum grubun tarihindeki en önemli dönüm noktası olarak belirtilir. Niklas'ın ayrılmasından sonra, o zamana kadar davulu kullanan ama aslen bir gitarist olan Björn'ü gitaristliğe, davula da Daniel Svensson'u getirirler.

Bu değişiklik işe yarar ve The Colony isimli albümlerini çıkarttıklarında istediklerini alırlar ve Amerika, Avrupa ve Japonya'da çıktıkları sahnelerde konser alanlarını tamamen doldururlar.

Bir kaç yıl süren başarılı turnelerinden sonra Ağustos 2000'de, yaklaşık 3 aylık bir stüdyo çalışmasından sonra The Clayman'ı çıkartırlar ve bir kaç ay içinde önceki albümlerinin satış rekorunu bile kırarlar. Dream Theater, Slipknot, Testament, Methods of Mayhem ile festivallere katıldıktan sonra ufukta bir turne daha görünüyordu. İki Amerika turnesi arasına bir de Avrupa ile Japonya turnelerini kattılar. Jester, Japonya'da en iyi şarkı yazarı olarak BURRN! ödülünü aldı. Japonya turnesine katılamayan Peter Iwers grupla tekrar İskandinavya turnesinde buluştu. Bu süre içinde Armageddon grubundan Dick Löwgren onun yerine sahne aldı. 2000 yılında yaklaşık 150 kez sahne aldıktan sonra 2001 yılında tatile çıktılar

2001 yılında Peter'ın tekrar katılmasıyla İsveç'te, dört ayrı televizyon kanalı ve radyodan canlı yayınlanan bazı gösterilerde yer aldılar. Only for the weak adlı kliplerinin yayınlanmaya başlamasıyla Avrupa'da 20.000 kişiye konser verdi. Bir sonraki yazda Wacken Open Air ve Rock Machin gösterilerinden sonra, Amerika turnesine başlamadan önce, yeni albümleri olan The Tokyo Showdown'ı çıkardılar.

Daha sonra Daniel Bergstrand ile Dug-Out stüdyolarında çalışmaya başlayıp Reroute To Remain albümünü hazırladılar. Yine bir çok turneye ve gösteriye, Slipknot, Mudvayne, Soulfly ve Slayer ile katılmaları onlara müziklerini farklı izleyicilere de göstermelerini sağladı. Kendi ülkelerinde Linkin Park'ın yerini alarak Hultsfred festivaline katıldılar.

Bu gösteriden bir sonraki gün, Metallica'nın Madrid'deki konserinde ön grup olarak çıkma teklifini aldılar ve yaklaşık 30.000 kişinin önünde ki bu onların tek seferde karşılarına çıktığı en büyük kalabalıktı, sahne aldılar. Bir sonraki albümleri olan Soundtrack to Your Escape için Danimarka'da bir ev kiralayıp bunu tamamen bir stüdyoya çevirdiler ve bu albümleri ile yine bir başarı yakalayıp sayısız konserler verdiler.

Grubun 2005 yılı sonunda tamamlanıp 2006 içersinde piyasaya sunulan Come Clarity albümleri bugüne yaptıkları en başarılı albüm olmuş ve pek çokları tarafından grubun yeniden doğuş albümü olarak nitelendirilmiştir. Çıktığı hafta içersinde tüm albüm satışları listesinde İsveç ve Finlandiya' da bir numaradan listelere girmiştir. Bütün bu başarıların yanında önemli bir hayran kitlesi tarafından grup müzik çizgisini ve ana felsefesini daha ticari bir tarza taşıdığı için eleştirilmektedir.

Melodic Death metal türüne olan büyük etkileri kabul edilen bir gerçektir.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/1/2007 - Marilyn Manson / Biyografi !...

Marilyn Manson bundan 3-4 yıl öncesine kadar tanınan bir adam değildi. Ama artık Mtv ona yer veriyor, Amerika'nın en çok nefret edilen adamlarından biri olmasına rağmen. Aslında Marilyn Manson Amerika'nın sembollerinden biri olabilecek kadar önemli bir isim sayılabilir. Çünkü eğer Amerika dediğimiz zaman aklımıza popüler kültür, kapitalizm, ırkçılık, özgürlük ve katolik hristiyan inancı gelebiliyorsa, işte bunların tümü Marilyn Manson'la da ilgilidir aslında. Manson ismiyle ve de cismiyle tüm bunların sonucunda doğmuş sakat çocuklarından biridir Amerika'nın.

 

Brian Warner'dan Mr. Manson'a

Marilyn Manson, gerçek adıyla Brian Warner, 1969' da Canton Ohio'da epey dindar bir ortamda dünyaya geldi. Ufak tefek zayıf Brian hemen her gün mahallede ki çocuklardan dayak yiyordu. 8 yaşındayken komşunsuun tacizine uğramıştı, ailesi de ona yardim amacıyla onu pahalı bir katolik okuluna gönderdiler. Bu sayede Brian daha da nefret edilen bir  çocuk haline geldi. Her gün katolik dini üzerine dersler görüyor, çıkışlarda da dövülüyordu ve evde sapık bir büyükbabası vardi. Brian içinde biriken tüm öfke ve tepkiyle müziğe yöneldi.

"Eğer o zaman müziği keşfetmeseydim şimdiki dururumum çok daha farklı olurdu ve büyük ihtimalle çok daha karanlık. Jeffrey Damher ve Richard Ramirez gibi seri katillerin yaşamlarını okudum ve onları anlayabiliyorum. Onların nereden geldiklerini ve ne yaşadıklarını  anlıyorum ve aramızdaki fark benim bir dereceye kadar kendimi ifade edecek bir çıkış yolu bulmuş olmamadan başka birşey değil. Onlar bunu yapamadılar. Belki de yaptığımız tek şey bir yardim ve ilgi çağrısıdır yalnızca, tek fark ise bu çağrının aldığı biçim." demiş Manson.

Marilyn Manson and the Spooky Kids

1989’da Marilyn Manson adını çağın iki büyük ikonundan aldı; (Marilyn Monroe ve ünlü yönetmen Roman Polanski’nin karısı Sharon Tate’i katleden Manson ailesinin lideri, seri katil Charles Manson).Daisy Berkowitz ile karşılaşan Marilyn Manson, 1990’da iki kişi daha bularak “Marilyn Manson and the Spooky Kids”i kurdular. Artık herkesin bildiği gibi grubun hepsinin isimleri ünlü bir kadın ismi ve bir seri katil soyadından oluşuyordu. Keyboard’çu Madonna  Wayne Gacy, basçı; Gidget Gein de isimlerini bu şekilde oluşturmuşlardı.

“Bir sürü talk show seyrederim ve kadın Hollywood yıldızlarıyla seri katilleri aynı potada eritmeleri, her şeyi sansasyonel haber düzeyine indirgemeleri beni çok şaşırtır” diyor Manson.

Farklı müzikleri ve abartılı sahne şovlarıyla Marilyn Manson and the Spooky Kids Florida’nın death metal ortamının underground sahnesinde gittikçe ünlendiler.

Bir süre sonra baterist yokluğu nedeniyle kullanılan drum machine yerine Sara Lee Lucas gruba alındı.

1990’daki en önemli olay NIN’in lideri Trent Reznor’la tanışılmasıydı.1991’de ilk demo kasetleri “After School Special”u aynı; sene içinde kasetleri “Lunchbox”ı çıkardılar. Bunlardan önce de prodüktörlüğünü kendilerinin yaptıkları birçok promosyon kasetleri bulunuyordu.1992’de Slammie ödüllerinin yılın en iyi grubu, en iyi sert alternative grup kategorilerine aday gösterildiler. İsimlerini kısaltıp Marilyn Manson yaptılar.

Potrait of an American Family

Son demoları “Refrigerator”dan sonra Mayıs 93’de Trent Reznorın yeni kurduğu plak şirketi Nothing (Interscope) ile anlaştılar. O seneki Slammie ödüllerine beş dalda aday oldular, Yılın En iyi Grubu ve “Dope Hat” ile Yılın Şarkısı ödüllerini aldılar .(Bu arada Dope Hat’in video klibinde Anton LaVey’de yer alıyordu.) 1994-96 yılları;nda da En iyi Grup, En iyi Video, En iyi Albümödüllerini aldılar.

Temmuz 1994’de onüç parçalık albümleri “Potrait of an American Family”i çıkardılar.Albüm kapağı Marilyn Manson’ın bir saatlik çalışmasının ürünü, içerik ise tam bir saldırıydı.

93’de basçı Gidget Gein’in yerini Twiggy Ramirez aldı. Ramirez (Jeordie White) Florida’lı metal grubu Amboog-A-Lard’da çalmış 922de Slammie’de En iyi Ritim Gitarist ödülüne layık görülmüştü.

Bu albümden iki single “Get Your Gunn” ve “Lunchbox”çıktı.(Şarkının esin kaynağı Amerika'da öğrenciler tarafından silah olarak kullanılması yüzünden yasaklanan metal beslenme çantalarıydı, şarkının videosunda ise arkadaşlarından dayak yiyen küçük bir çocuk saçlarını iki yandan kazıyıp beslenme kutusuyla saldırı için hazırlıklar yapıyordu)

1994'ün Ağustos ayında Marilyn Manson , Nine Inch Nails ile bir turneye çıktı. Bu konserler sırası;nda yapılan çılgınlıklar Marilyn Manson’ın ününü arttırmaya yetecek de artacak cinstendi. Salt Lake City’de Manson’ın çalmasına izin verilmeyen NIN konserinde Papaz Manson adında sahneye çıkan gizemli şahsın bir Mormon incilini paramparça etmesi bunlardan ilkiydi. Yine 1994’de Dallas’da Marilyn Manson Sara Lee Lucas’ın bateri setini yaktı, bu olaydan sonra Lucas’ı gören olmamıştı.Twiggy’e göre bu aşırı bir tepkiydi. Tepkinin sebebi ise o sırada hala bateri çalmakta olması belki de. (Bu olayın internette görüntüleri de var.)

Sara Lee Lucas’ın yerini Ginger Fish aldı. Danzing turnesine yeni bateristleriyle katıldılar, turnede Korn da vardı. 22 Haziran 1995’de Manson ikinci kundakçılık olayını; gerçekleştirdi, bu seferde John Stewart Show’da sahneyi yaktı; ve tabii ki anında binadan kovuldular.

Smells Like Children

Aylarca süren turneden sonra ekip ” Smellls Like Children” EP’si üzerinde çalışmaya başladı. “Smells Like Children” Marilyn Manson’ın favori şarkıları;nın ve sample edilmiş tuhaf seslerin bir birleşimiydi. Albüm gerçekten kan donduran bebek ağlamalarının sample edilmiş haliyle başlıyordu. Albümde üç tane cover vardı. Mtv ödüllerinde Metallica ile karşı karşıya gelmelerine sebep olan  “Sweet Dreams (Are Made Of This)” bunlardan biriydi. “I Put A Spell on You” ise daha önce Screamin Jay Hawkins  yorumuyla “Natural Born Killers”ın Marilyn Manson yorumuyla ise “Lost Highway” in soundtarck albümlerinde yer almıştı;. Yine diğer cover “Rock’n Roll Nigger” Patti Smith’in kendi yorumuyla “Natural Born Killers”a soundtrack parçası olmuştu. “Natural Born Killers”ın  soundtrack’inin yapımcısı ise Trent Reznor’dı. (Bu bağlantılar hep dikkatimi çekmiştir.) Özellikle “Sweet Dreams” Marilyn Manson’ın geniş kitlelere ulaşmasını sağlayan en önemli parçaları sayılır. Birçok hayranı onları bu parça sayesinde tanıdı.

Antichrist Superstar

Eylül 95’deki altı aylık turneden sonra yeni albümleri “Antichrist Superstar” ın kayıtlarına başladılar. Albümü yapmak onlar için gerçekten güç olmuştu. Albüm kaosa tehlikeli bir şekilde yaklaşıyordu. Oluşumu sırasında grup elemanlarının yaşad&ıkları albüme yansımıştı.. New Orleans’da eski bir cenaze evinde yapılan kayı;tlar sırasında grup elemanları stüdyodan hiç ayrılmadılar, uykusuz kaldılar, uyuşturucu kullandılar ve uyuyacakları zaman aletlerin arasında çadır kurdular. Tüm bunların sonunda albümün tamamlanmasına az kala Daisy Berkowitz gruptan ayrıldı, yerine Zim Zum alındı.

8 Ekim 1995’da piyasaya sürülen albüm ilk haftada 132.000 sattı. Albümde sosyal eleştiri oldukça yoğundu. Küfürrler az ama saldırı  çk daha fazlaydı.

Marilyn Manson: “Bu albüm kendileri için yarattıkları günahlardan dolayı Tanrının Amerika’ya gönderdiği ceza olacak, ve umarım ben Hristiyanlığı sona erdirmiş adam olarak anılacağım.”

Marilyn Manson “Antichrist Superstar” ı Beatles’in “White Albüm”üne benzetiyor: “Oradakilerde hiç konserda çalınmamış, stüdyoda bestelenmiş şarkılardı. Bu albümde öncelikli şey tavrımızı ortaya koymaktı”

Mechanical Animals

“Mechanical Animals”da “Antichrist Superstar”ın içerdiği ruh haline göre white bir albümdü. Bu albümde Marilyn Manson kafayı uyuşturuculara takmıştı;. Ayrıca 10 yıldır simya ve tarot dersleri alan Manson bu yönünü albüme yansıttı.” Mechanical Animals”daki harfleri karıştırdığınızda karşınıza “Marilyn Manson is An Alchemical Man” cümlesi çıkıyordu. Manson’ın yeni imajı ise “Omega”ydı.

 Albün kapağının Amerika’daki bazı müzik marketlerde sansürlenmesi bu albüme gelen en komik tepkiydi. Aslında bu albüm çok fazla saldı;rı; da içermiyordu, hatta daha çok Marilyn Manson’ın kendisiyle ilgiliydi.Özellikle uyuşturucu sorunu ençok işlenen konuydu ki buna da en iyi örnek “Coma White” diyebiliriz.

Albümün hazırlanma açamasında grup elemanları çok göz önündeydi. Devamlı dergilere kapak olmuşlar ve albüm hakkında hiç bir giz bırakmamacasına konuşmuşlardı. Marilyn Manson “Mechanical Animals”ı David Bowie’nin “Ziggy Stardust”ına benzetiyordu ve yine ona göre grup olarak da “Tin Machine” gibiydiler.

“Rock is Dead”in  “Matrix” in soundtrack parçası olması ve “Coma White” ın klibinde Manson’ın eski sevgilisi (nam-ı diğer Jawbreaker) Rose Mcgowan’ın oynaması albüme popülerlik katan unsurlardı ve bunun  bazı hayranların pek hoşuna gitmediği de söylenebilir.

Holy Wood

Manson’ı;n şu an piyasada ki son albümü Holy Wood. Aslında” Mechanical Animals” ile “Holy Wood” arasında bir de konser kayıtlarından oluşan albümleri “The Last Tour On Earth” var, bu albümde daha önce Manson albümlerinde yayınlanmamış olan sadece 2 parça var; “Astonshing Panorana of the Endtimes” ve “Get My Rocks Off”.

Son haberlere göre Marilyn Manson’ın son albümü olan “Holy Wood”un  albüm kapağı nedeniyle satışı durdurulmuş. Ama zaten Marilyn Manson’da bunu önceden düşünüp çoktan alternatif albüm kapakları yapmışlar. Ayrıca yine “Disposable Teens”in klibinde Marilyn Manson’ın papa kılığına girmesi tepki alan diğer bir olay.

Albüm 19 parçadan oluşuyor ve dört bölüme ayrılmış: “In The Shadow”, “The Androgyne”, “Of Read Earth”, “The Fallen”.

Albümden çıkan diğer bir klip ise "Fight Song" için çekilen oldu. Mtv'de şu ana kadar en çok çıkan Marilyn Manson videolarından biri olduğu söylenebilir.

Son günlerde ise "Tainted Love" cover'ı için çekilen videolarına gündüz saatleri dahil sık sık rastlanabiliyor. Hatta pop listlere girmiş durumda bu parça ve Number One'da dahi görebiliyoruz.

Marilyn Manson 30 yaşına kadar öleceğini tahmin ediyordu, hala yaşıyor ve değişiyor Manson herkes ve hepimiz gibi. Belki içindekileri döküyor artık bir bir ve 30 yaşında ölmeye değil 50 yaşında huzurlu bir adam olmaya hazırlanıyor Brian Warner. Tıpkı diğer eski asiler gibi.

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

ehjeuheuh

Bağlantılar

• Ana Sayfa
• Profilim
• Arşiv
• e-posta

Kategoriler

Arkadaşlarım